BİRAZ YEŞİL BİRAZ MAVİ BİR YOL HİKAYESİ KARADENİZ

BER_9384.JPG

 

EDİRNEDEN ABANT A ŞEN BİR YOLCULUK

 

Siz mavi ile yeşilin bir arada bulunduğu  bir coğrafya  yı horonla kemençenin bir arada kardeşçe bulunduğu,  sinoptan başlayıp  artvine  giden bu yoldaki doğal güzellikleri hiç gördünüz mü ? Hele ki sümene manastırı, ayder yaylası ve tabiki karadenizin bir dönem vazgeçilmezi şu an taribat noktası uzungöl… maçka ve hamsi köy  aslında say say bitmez karadeniz. Ben Son 3 yılda 3.cü toplamda bu bölgeye 7. Kez ziyaret ettim.Bavulları hazırladığım gibi kendimi otobüsün yanında buldum.Edirnede turizm adına bir marka haline gelen ve her geçen gün büyüyen ve kocaman aile olan  Sedan turizm ile seyehat etmenin rahatlığı  ve huzuru vardı içimde .Sedan turizm şoförlerinden özgür  şen eşliğinde SAAT 00.00 DA Edirne kipa dan haraket ederek  İstanbul-düzce –adapazarı üzerinden boluu ya haraket  ettik sabah kahvaltısı için bolu da bir tesiste mola verildi.

 

 

BER_8968.JPG

BOLU-ABANT-SİNOP-GERZE-BAFRA-SAMSUN

Kahvaltının ardından yolumuza devam ederken bolu tünelini takiben  ilk istikametimiz bir doğa harikası bolu abant oldu .burada doğ ile baş başa 1,5 saat yürüyüş yaptıktan sonra Sinop ‘a doğru haraket ettik.Burada rehberimiz Neslihan hanım bizleri karşıladı.Sinop kalesi önünde buluştuğumuz rehberimizle daha önce ankara-nevşehir konya gezimizden tanıyordum.Sanat tarihi menzunu olan  Neslihan hanım  rehberliği turizm bilgisi ile grubumuzu bir hafta boyunca muhteşem bilgi bankası oluşturacağı kesindi.Sinop merkeze ulaştığımızda saat 13.00 tü önce yemeğimizi aldık  sinopa özgü meşhur lokul ve cevizli –yoğurtlu mantıyı tatmadan olmazdı .(mantı 18 tl) olarak fiyatlandırılıyor. Yemeğimizi aldıktan sonra sırasıyla sinop cezaevi-sinop kalesi-sinop şehir merkezi ve hamsilos koyunu gezdikten sonra gezimize gerze-bafra üzerinden  4,5  saatlik bir yolculuktan sonra Samsuna vardık yemeğimizi aldıktan sonra bu güzel kenti gece görme imkanı bulduk.Hotelimiz şehir merkezinde olduğu için samsundaki ana arterleri görme imkanımız kolay oldu.

 

 

 

SAMSUN-GİRESUN-TRABZON-AYASOFYA-MAÇKA

Sabah kahvaltısını aldıktan sonra  uçakla Tasos adasından Samsuna gelen Sinem ve Serkan(sedan turizm sahibi) aramıza katıldı Samsundan haraket ederek buradan  karadenizin fındığı ile meşhur kenti orduya haraket ettik.Oradan Giresun şehir merkezini takiben trabzona vardık burada Ayasofya kilisesini gezdikten sonra köftesi ile  meşhur akçaabatta yemek molası verdik daha sonra 2. Gün konaklayacağımız trabzonun maçka ilçesine haraket ettik.Yemeğin ardından hotelin bahçesinde çay keyfi  yaptık

 

 

 

 

Ertesi sabah ilk durağımız Trabzonun maçka ilçesini takiben Gümüşhane yolu üzerinde yer alan  yeşil ve mavinin bir arada bulunduğu  sütlacı ile meşhur 5 köyün bir araya geldiği hamsiköye vardık .Karadenizin hırçın yağmuruna ilk kez burada tutulduk .Buradan Sümela manastırına doğru yol aldık 1250 metre yüksekliğindeki manastıra  otobüs çıkmıyor. Orada kurulan minubus kooperatifine ait minubusler ise zirveye 6 tl ye götürüyor.Zirveden sümelayı izlemek bir rüya olsa gerek.

 

Sümeladan ayrılma zamanı şimdi bizleri 2,5 saatlik bir yolculuk bekliyor.Sınır kapısına girmeden önce o bölgenin en ünlü resturantı HÜSREV de yemek molası veriyoruz (yemek+içecek 17 tl)Her zaman ki gibi biraz heyecan biraz stres var bende geçen sene yaşadığım sınır kapısını geçme problemini tam hatırlamışken…

İnanılmaz bir insan kalabalığına şahit oluyoruz.1 saatlik beklemenin ardından sıra bizlere geldi.Şimdide biraz kuyruk sırası aman allahım çektiğimiz çilenin haddi hesabı yok(buraya gelecekler öncelikle kimliklerini kaplatlatsınlar  kapıda özellikle bu duruma çok özen gösteriyorlar)Biz geçtik geçmesinede şimdi de otobüsümüzü bekleme sırası inanın birde yağmur yağmasın mı  .Neyseki bir süre sonra otobüsümüz geldi .Batumi ye geçtikten sonra önce bir benzinlikte paraları change yapıyorsunuz (örneğin 100 tl de 66 lari ) ye denk geliyor.Batumda rehberimiz Nonna ile birlikte  panoromik şehir turundan sonra hotelimize yerleştik saat 20.00 de yemek alacağımız resturanta gittik.Biraz batumdan bahsetmek gerekirse  Batumi özerk bir cuhmuriyet  ve Müslümanların yaşadığı bir bölge 4 tane şehirden oluşuyor turizm ve liman bölgesi avrupanın en büyük 4. Limanı batumda yer alıyor.Turizm açısından son zamanlarda gelişen batumda hoteller ve casinolar  yoğunlukta .

Sabah kahvaltısının ardından Önce batum şehir turu ardından batonik park gezisinden sonra sınır kapısına gelerek türkiyeye geçtik .Buradan önce rize de bulunan ayder yaylası daha sonra  .Öğle yemeğimizi tulum eşliğinde kaçkar dağlarının eteğinde bulunan fırtına deresinde yer alan bir yerde  açık büfe (balık/tavuk+bölgeye has mezeler +içecek +laz böreği 28 tl) yemeğin ardından şimdiki durağımız uzungöl.Ancak son zamanlarda arap turistlerin akınına uğrayan uzungöl doğal güzelliğini kaybederek yeşil alanları maalesef ki betonlaşmaya terketmiş. Böylesi bir durum gerçekten beni çok üzdü nerede uzungölün o eski doğal güzelliği .Sedan  turizm ailesi olarak bir çoğumuzunda görüşleri benimle aynı doğrultudadır bundan eminim.Bir yandan arap turistlerin istilası bir yanda maalesef ki betonlaşmaya terkedilmiş doğal güzellik !!!!!!!!!

Rizeye  doğru yolculuğumuz of ilçesinde yer alan ofçay fabrikasına uğrayarak devam ediyor.Burada karadeniz hanımlarının tarladan büyük emek vezahmetle topladığı çay ın 1 gün içerisinde nasıl işlemlerden geçtiğini fabrika yetkilisinden aşama aşama öğrendikten sonra ver elini rize diyor ve hotelimize yerleşiyoruz.Akşam olmuştu herkes biraz da olsun dinlendikten sonra hotelimize yürüme mesafesindeki çayhanede soluklanıyoruz.Ve koyu bir sohbete dalıyoruz günün yorgunluğu güzel rize çayı ile harmanlanıp muhabbet koyulaşıyor.Ancak yarın yolumuz önce samsuna daha sonrada orduya varacağı için gözlerde yorgunluk belirtileri hat saffada

 

 

RİZE-SAMSUN-ORDU

 

Ertesi sabah güzel bir rize sabahı ile uyanıyoruz.Yolumuz önce samsun ilk adım heykeli,yabancılar çarşısına varacağı için çabuk haraket etme zamanı saat 13.00 gibi samsun merkeze  varıyoruz. İlk adım heykelinde grup fotoğrafı alındıktan hemen sonra 2 saatlik serbest zamanın ardından orduya haraket etme zamanı yolda muhabbet koyu olduğu için anlamıyoruz bile giresunda gün batımını izlemek paha biçilemez bir duygu. Saat 18.00 gibi kendimizi hotelde buluyoruz.Biraz dinlenmek hakkımız olsa gerek saat 20.30 da grand ayzek ala resturanttaki muhteşem eğlencenin Trakyalılar olarak bir parçası olmak paha biçilemez.Artık son 2 gün eğlencenin dibine vurmuş durumdayız.Ala resturantın orkestrasından bahsetmedende olmaz hanı kanun ve davul da bir çocuk baslı basına bir yetenek kendisi güzelsanatlar lisesinde okuyormuş,solist olan hanımefendi müzik öğretmeni davul da ki isim cidden işinin bilincinde kemana ise söylenecek söz bulamıyorum o gece telleri ağlattı.Resmen ruhumuza hitap eden bu orkestrayı canı gönülden kutlamak istiyorum

 

ŞEHZADELER ŞEHİRİ AMASYA

Bir kent düşün bir tarafındanYeşilırmağın  aksın bir yanında şehzadeler konaklarının kanti amasya daracık sokaklarına butik hotelleri turizme renk katsın .Artık karadeniz gezimizin son durağı amasyaya gitme vakti geceleri bir başkadır amasyanın rengarenk konakları gelen misafirlerine hoş geldin der .Ordudan amasyaya geldiğimiz ilk andan itibaren aile ortamını hissediyorsunuz emin efendi konaklarında burası 4 bölümden 16 odadan oluşan bir konak sahibi turhan bey geldiğiniz ilk andan itibaren aile sıcaklığını hissettiriyor emin efendi konağında .Yemeğimizi aldıktan sonra biraz dolaşalım diyoruz yavaştan her sokağı ayrı bir güzel turizm kenti amasyanın

Ertesi sabah 08.00 de uyanıyoruz rehberimiz Neslihan hanım tarafından şehzadeler kentini dolaşıyoruz yavaş yavaş. İlk durağımız hazenler konağı oluyor darcık sokakların karşısında amasya kalesi ve kral mezarları eşlik ediyor gezimize daha sonraki durağımız  2. Beyazıd küliyesi oluyor .Bu bölge vakıflar bölge müdürlüğünce tadilata alındığı için ancak bir kısmını gezme imlanımız oluyor sonra amasya minya türk te yapılan sunumu izliyoruz 80 m2 alana yapılan bu çalışma şehirin minyatürü gelen misafirlere sunuluyor bence her gelen misafir için görülmesi gereken bir yer.Sabuncuoğlu Sağlık müzesini gezmeden amasyadan ayrılmak ise büyük bir eksiklik Bu müzeden bahsetmek gerekirssse bir örneği serhat şehirimiz edirnede bulunuyor tüm ihtişamı ile siz misafirlerini ağırlıyor.Artık amasyadan ve karadeniz gezimizi noktalama vakti Öncelikle böylesine muhteşem bir geziyi organize eden edirne sedan turizm ailesine Serkan Zeren,Duygu Zeren’e Sinem Gündoğan’a ve  8 gün boyunca rehberliğimizi yapan Neslihan Öztürk ‘e ve şöförümüz Özgür Şene sonssuz teşekkürlerimle

Advertisements

BİR KONSER BİR İZLENİM…

 

 

BER_8770.JPGMavi ve Beyazı severim Özellikle Bahar mevsimi olunca.Çiçekler yeni yeni açar bu mevsimde güneşte kendini gösterir hafiften  Hele ki Yaz mevsimi gelmeden Bahar şarkılarını dinlemek paha biçilemez bir duygu verir biz musiki sever gönül dostlarına

 

         İki aylık özverili bir o kadar zor bir o kadar keyifli provaların  ürünüydü bu başarı öyküsünü yazmak ve değerli Edirne seyircisi ile yaşamak  Bir yanda yeni evimize kavuşma heyecanı sarmıştı  hepimizi  bir yanda  vereceğimiz konserin sevinci  vardı hepimizde .bu bahar  bir başka bahardı hepimiz için . Konserimizi verip alkış tufanını duymak en büyük sevinç  kaynağımız olacaktı . Seyirciden tam not alıp takdirini toplamak ayrı bir gurur kaynağı  gerçekten

 

      

         Edirne Musiki Derneği olarak Baharın ilk günlerini yaşadığımız bugünlerde  dernek olarak içimizdeki bahar sevincini coskulu seyirci topluluğuyla paylaşmanın haklı gururu vardı bütün solistlerde nasıl olmasın ki .Haklılardı doğrusu  Halil ERSEVEN gibi bir şefle çalışmanın avantajlarını en iyi şekilde kullanan koro üyeleri  Şefin gözlerine bakarak  seyirciye en iyi şekilde yansıttı FASLI Bahar Şarkılarını

 

        Repertuar ne kadar ne kadar kolay bile olsa şarkıların içinde nüanslar vardı ki bunları izleyenlerin ruhuna işlemek önemliydi.İşte bu parolayla yola çıkan Halil ERSEVEN ve değerli öğrencileri bir bahar akşamında faslı bahar konserinde Edirneli musiki gönül dostları ile aynı sahnede buluşmanın hem keyfini  hemde mutluluğunu yaşadı

 

      Baharın gelmesi musiki severlerinde yüzünü güldürmüştü.Herzaman olduğu gibi Trakya üniversitesi Devlet Konservatuar salonu dolmuştu.Seyirciler pür dikkat koronun seslendirdiği eserleri dinliyor Tek bir ses bile çıkmıyordu. Sanırım Bahar şarkılarını beğenmişlerdi. Bu Edirneli musiki severlerin Edirne musiki Derneğini ne kadar çok  sahiplendiği ve sevdiğinin açık bir göstegesiydi

BER_8759.JPG

 

    Konserin sunumunu yapan ve koro mensubu olan saygıdeğer Mehmet Tan ın düzgün diksyonu ve etkileyici bahar ile ilgili sunumu seyircilerden tam not aldı

 

     Ayrıca konser sunumunda iki yıl önce ocak ayı içinde temellerini attığımız ve belediye arkasında bulunan Edirne musiki derneğimizin inşaatının bittiğini ve eğitim sürecinin başladığını resmi açılış töreninin ise eylül ayı yanı (2017-2018 sanat sezonu başında)yapılacağını müjdeledi salondaki değerli musiki severlere.

 

      Evet bu haber son baharında muhteşem geçeceğinin habercisiydi. kurumsal yapısı her dönem güçlenen Edirne Musiki Derneği  Yeni binasında yarı konservatuar eğitimi vererek musiki severlerin hizmetinde olacak.Bu Edirne ve musiki için çok değerli bir kazanç

EDİRNE MUSİKİ DERNEĞİ YENİ YUVASINA KAVUŞTU

 

Bu bahar bir başka  bahar

temmuz akşamı seneler 1952

Göçmen kuşların sevinci gibi

Huzurun mutluluğun özlemi var

Sevincimizi sizlerle paylaşmak istedik

 

İki sene önce   hatırlarsınız

yuvamızın temelini atmıştık

Şimdilerde yuvamıza kavuştuk

Sevincimizi sizlerle paylaşmak istedik

 

Edirne Musiki Derneği  Edirne Belediyesi arkasında aldığı arsaya çok değerli bir bina yaparak hem edirneye hem de Türk musikisine kalıcı bir eser kazandırdı.2016-2017 sanat sezonu sonlarına doğru biten inşaat sonunda Edirne musiki derneği çalışmalarına burada başladı.Resmi açılışı Eylül 2017 Ayında  (Yani 2017-2018 sanat dönemi) başlarında yapılarak burada Koro üyelerinin yanı sıra isteyen musiki severlere İşinin eğli türk musikimizin değerli hocaları Başta Sayın Halil ERSEVEN olmak üzere Usül,Nazariyat ve Solfej dersleri verilecek

 

Ayrıca Edirne Musiki Derneği  2017-2018 sanat dönemi ile birlikte  bir çok değerli saz üstadıyla enstruman (ud,kanun,tambur vb)  dersleri yapılacak  

 

 

 

SÖZ SIRASI ARTIK MUSİKİNİN

 

Konserin sunumunu yapan değerli Mehmet Tan önce değerli saz üstadlarını sonrada değerli koro üyelerini sahneye davet etti.Artık muhteşem konserin başlama zamanı gelmişti

 

Tambur griş taksimini Furkan Resuloğlundan dinleyen musiki gönül dostları Birinci bölüm Türk musikimizin birbirinden değerli bestekarlarının Dört  Muhayyer kürdi makamında bestelediği eseri korodan dinledi

 

      Birbirinden değerli solistlerin ve koristlerin yer aldığı  Edirne Musiki Derneği Faslı bahar konserinde   izlemeye gelen musiki sevdalısı gönül dostu  seyircilerin  aldığı keyif gözlerinden okunuyordu.Hatta bir ara seyircilerinde eserlere eşlik ettiği gözlemlendi. Konserin başından sonuna dek.

      Bu sahnedeki şef –koro –seyircinin muhteşem  diyaloğu gözlerden kaçmadı .Her konseri bir önceki konserinden  kaliteli geçen Edirne Musiki Derneğinin bir başarı hikayesini yansıtıyordu seyircilere   Bilindik eserlerin yer aldığı repertuarda Profosyonel bir iş çıkaran Değerli koro üyelerini kutlamak gerek.

 

KORONUN İLK SOLİSTİ ÖMER TIPIŞ

 

Konserin ilk solist Ömer tıpışın icra ettiği  Muhhayer makamındaki eserinde şu satırlar yer  alıyordu.

 

İlkbahar yaz 
Sonbahar kis 
Dört mevsimde sen 
Cekilmezki baska türlü bu dünya 
Sevmezsen

 

UŞŞAK MAKAMINA GEÇİŞ TAKSİMİ MURAT BAĞDATLIDAN

 

Muhayyer makamı eserlerinden sonra uşşak makamına geçiş taksimini Edirneli musiki severlerin ve türk musikisinin tanıdığı udun da gerçek bir usta Murat Bağdatlıdan dinleme fırsatı buldu.Konserin ikinci solisti Hilal süer Sana gönül borcum var eseri ile musiki severlerle buluşurken ,Koronun diğer değerli bir sesi Cemile Canan Güneş Gönlüme gir doğ güneşim eserini icra etti. Edirneliler cidden bu akşam çok şanlılardı.Türk musikisinde isim yapmış birbirinden kıymetli saz üstadları Edirne Musiki Derneği Faslı Bahar konserinde koroya eşlik ediyordu.Uşşak makamında Salıncak adlı eseri Ömür –Sadrettin AR Seslendirdi. Konserin ilk bölümü Mahur makamındaki Neyzen Rıza EFENDİ bestesi Bir İstanbul türküsü olan Beyoğlunda gezersin adlı eserle sona erdi

 

Biraz soluklanmanın ardından  konserin ikinci bölümü Mehmet Tan ın enfes Edirne şiiri Çınar kabanın muhteşem nihavend giriş taksimi Aşkın tunanın  güftesini yazıp Halil karadumanın bestelediği Türk musikisinde unutulmayacak bir eser Rüyalarda Buluşuruz ile taçlandı.

 

 

 

EDİRNE MUSİKİ DERNEĞİNDE BİR GÜNEŞ DOĞUYOR

 

BER_8824.JPG

Edirne musiki derneğinde gerçekten bir güneş doğuyor.Bu sanat döneminde dernek bünyesinde yer alan Trakya Üniversitesi Konservatuarında eğitimini sürdüren genç bir solist yaşı daha 16 Yaşında derneğin en genç solisti ünvanını taşıyan tam bir  musiki aşığı ,zeki müren hayranı olan Efekan Soycan Bestesi Zeki Müren e ait Gözlerim Doğuyor Gecelerime adlı eseri icra etti

 

Seyirciden tam not alan Efekan Derneğin ciddi anlamdaki en büyük kazançlarından biri.Her defasında koroya daha çok adapte olan Soycan Gelecekte  musiki tavrı ile yaşıtlarına örnek genç nesile yol gösterici olacak

 

Konser Solist Ertan Karagözlünün okuduğu Nihavend makamındaki Ne olur geri dön gitmemiş gibi devam ederken nihavend makamındaki son eser Hayat bayram olsa Edirne Musiki Derneği korosu tarafından icra edildi

 

NİHAVEND TEN HİCAZ MAKAMINA GEÇİŞ TAKSİMİ ALİ KARAALİ DEN

BER_8900.JPG

Nihavend makamından hicaz makamına geçiş taksimini Ali karaali tarafından yapıldı. Bu bölümde Bir kere sevdim diye Ahmet Tunçyürek tarafından Hicaz tango eser Bir çapkına yangınım Arzu ERK tarafından icra edildi.Konser Hicaz Rembetiko Yedikule ve Hüzzam eser Bu gece barda eseri ile son buldu.

 

Tavada Ciğer Yanında Biber varken Saraçlarda Eğlence devam edecek

CİĞER.jpgŞimdilerde edirnemiz pek bir haraketli bundan tam 1 hafta öncesine kadar 5-6 mayıs 2017 tarihlerinde kakava şenliklerine yoğun katılım ve talep gözlenmiş Ülkemizin  bir çok farklı noktasından sadece bu etkinliği görmek için bir çok misafirimiz edirnemizi ziyaret etmişti

 

Gerçekten Edirne turizimi adına olumlu adımların atıldığı şu günlerde bu kadar misafiri görmek hem Edirnelileri hem de Edirne esnafının yüzünü güldürdü.

 

Sultanlar şehri şehirler sultanı kent   Mimarsinanın ustalık eseri Selimiye başta olmak üzere bir çok tarihi noktası ile adeta cazibe yeri haline geldi.

 

Bando ve ciğer festivalinin bir arada olması hem ciğer severlerin hemde müzik severlerin buluşma noktası haline geldi

 

Kakava sonrası ciddi katılımın gözleneceği tahmin edilen bando ve ciğer festivali edirneye renk katacak

 

Özellikle Edirne Belediyesi Bandosunun zengin repertuarı festivale ayrı bir hava katacak.

 

cier bando

7.BANDO VE CİĞER FESTİVALİ 12-14 MAYIS TA EDİRNEDE

 

Edirne Belediye Başkanlığı tarafından geleneksel hale getirilen bando ve ciğer festivalinin bu yıl 7.si 12-14 mayıs 2017 tarihlerinde şehrimizde yapılacak.Edirne Belediye Başkanlığı bandosu olmak üzere  Ülkemizde yer alan bandolar,ayrıca Yunanistan başta olmak üzere Bulgaristan  ve Romanya olmak üzere bir çok bando ekibi bu festivalde yerini alacak.

 

EDİRNE BELEDİYESİNDEN BANDOYA TAM DESTEK

 

Edirne Belediye Başkanlığı tarafından kurulan Edirne Belediyesi Bandosu Ülkemizi yurt içinde ve yurt dışında katıldığı bir çok festival ile gurur kaynağı haline gelmişti.Zengin Türk müziği repertuarı ile her daim adından da söz ettirmiştir.

 

EYAZID SANSI DAN 9/8 lik TAVA CİĞER BESTESİ

 

Edirneli Beyazıd Sansı 2013 yılında Tava ciğer ile ilgili hicaz makamında 9/8 lik bir eser bestelemişti.

 

TAVA CİĞER ŞARKISI

CİĞERCİLER KIZDIRIRLAR TAVAYI

MİS GİBİ DE KOKUTURLAR HAVAYI

AYRAN CACIK TAMAM EDER MASAYI

TAVA CİĞER LEZZETLERİN SARAYI

Nakarat:

TAVASI VAR CİĞERİ VAR

YANINDA DA BİBERİ VAR

A BE GÜZEL EDİRNEM

SENDE DAHA NELERİ VAR

EDİRNEYE GİDELİM TAVA CİĞER YİYELİM

GİDELİM EDİRNEYE TAVA CİĞER YEMEYE

TAVA CİĞER NE GÜZELDİR TATMASI

TAVA CİĞER BİR HÜNERDİR YAPMASI

EDİRNE DE VAR BU İŞİN USTASI

TAVA CİĞER LEZZETLERİN MARKASI

Nakarat

 

Kakavanın Gökkuşağı Rengi Bursa Ekibi Edirneyi edirnellileri costurdu

 

kakava

Bir edirneli olarak kakava şenliklerini takip eden biri olarak bu yıl ki kakava şenliklerindeki eksikliklerimizi görerek  bunlardan da ders çıkararak  nasıl daha  iyi festivaller yapılabileceğini sorularını aramalıyız  bu yı Kakava Şenlikleri için  inanılmaz bir talep ve yoğunlukla karşılaşan edirne esnafının  doğru söylemek gerekirse biraz zorlandığını ve bocaladığını gördüm bir süredir görmek istediği yoğunluğa şahit olduk  son 2 günden beri.Ancak  birkaç konuda birkaç soruyu kendimize sormak durumundayız ?

Edirne son zamanlarda görmek istediği fakat duraksayıp bocaladığı  bir organizasyona ev sahipliğini yaptı. Gelen misafir her daim başımızın tacıdır.Ancak bu kadar kalabalık bir organizasyona ev sahipliği  yapabileceği  konaklama yerleri  yeterli mi buna bağlamda hizmet sektöründe  yeme içme  sektöründe  faaliyet gösterebilecek misafirlerini  daha iyi ağırlıyabilecek kapasiteye sahip tesislere ihtiyacı var mı ?

 

Gelen misafirlerin özellikle uzak mesafedeki hotellerden şehir merkezine  ulaşımının  daha kolay entegre edilmesi için daha fazla neler yapılmalı ? sorular soruları kovalarken sanırım biz bu sorunlar içinde biraz boğuşacağız

 

Ancak  bu soruları  kendi içimizde  kökünden çözmemiz gerekiyor.bence bu sorular çoğaltılıp cevapları bir daha ki organizasyon olan 656. Tarihi Kırkpınar Güreşlerine kadar çözümlenmesi gerekiyor.Edirne esnafı  misafirlerimizi daha iyi nasıl ağırlamalıyız diye düşünmeliler .

BER_8211.JPG

Cuma akşamı kırkpınar er meydanına misafirlerimi karşılamaya ve eğlencenin başlangıcına gitmek istiyorum Edirneye bir çok ilden bir çok grup geldi .Otapark olarak kullanılan alan gelen misafirlerin otobüsleriyle doluydu Tahminen 500-1000 arası otobüs şehirimize kakava için gelmişti. Bundan 20 gün önce Hürriyet Gazetesinin yazarlarının Edirneyi keşfet projesi doğrultusunda şehirimize geldiğini hatırlatalım.Bu kadar büyük bir talebin   etkisininde olduğunu düşünüyorum ancak birgrupvardı ki 5 mayıs akşamı saraçlardan zindan altına doğru inen bu yolda Edirnelileri kendinden geçirip mest etti.Bursadan gelen misafirleriyle muhteşem bir eğlenceye tanıklık eden edirne gerçekten belkide unutulmaz anlara tanıklık  etti.

Kakava için bursadan gelen gökkuşağın yedi rengini anımsatan elbiseleriyle fark yaratan BURSA EKİBİ  Zindanaltı meyhanesinde unutulamayacak bir eğlencenin ev sahibiydi.Kendi getirdikleri enstrümanları ile şarkılar söyleyip coşup coşturan  grup edirneyi tek kelimeyle coşturdu..Üstelik elbiseleri bile bu organizasyon için özel dikilmiş yada alınmıştı.Pembe mi istersiniz yoksa kırmızı mı yoksa parlement mavisi mi rengin önemi yoktu aslında elbiseleri ve dansları ile edirnemize bir gecede olsa renk katmışlardı.Cidden bursadan kalkıp onca yolu bu organizasyon için aşan bursa grubunu kutluyorum

   KAKAVA VE EDİRNE

    kakava

 

Her yıl mayıs ayında düzenlenen baharın müjdecisi hıdıralez (kakava ) şenliklerinin başlamasına az bir süre kala heyecan dorukta.Bir çok hotel ve işletme resturant 5-6 mayıs 2017 günleri yapılacak hıdıralez için programlar yapıp gelecek misafirlerini ağırlama telaşında

 

Her zamankinden biraz daha fazla turist beklenen hıdıralez şenlikleri için edirnedeki hoteller yerlerini doldurmuş çevre illerde yer alan hotellere de rezervasyon yapılmış durumda

 

Türkiyedeki bir çok acenta ve tur şirketi hıdıralez için turlar düzenliyecek.Kısacası Edirne şenlenecek canlanacak ve haraketlenecek

 

EKONOMİYE BÜYÜK KATKI

 

Turist yoğunluğunun had saffada yaşanacağı tahmin edilen  5-6 mayıs günleri Edirne için beklide tarihi anlara tanıklık edecek .gelecek misafirler Türkiyenin çeşitli yerlerinden gelip ayrı coğrafya kültür ile bir mozaik oluşturacak .Şehir dışından gelecek misafirlerimiz için işletmeler tedariklerini de sağlamış durumda .

 

Son zamanlarda Edirne turizm potansiyeli için atılan olumlu adımlar Hürriyet gazetesinin yazarlarının Edirne’yi keşfet projesi ile bir kez daha pekişmiş durumda.Edirne Turizminde beklenen turist artışı tarih kültür kenti mimasınanın eseri Selimiye camii ile bütünleşti.Hürriyet gazetesi yazarlarınında  hayran kaldığı tarihi kent Edirne köşelerine taşıyıp duygu ve düşüncelerini okuyucuları ile paylaştı Edirne  Hem tarih ,Hem kültür hem de sosyal alanda Türkiyenin gözbebeği durumuna geldi. Bu edirnenin tanıtımına da olumlu katkı sağladı.

 

ATEŞ CUMA GECESİ SARAYİÇİNDE

 

Hıdralez öncesi kakava ateşi Cuma akşamı sarayiçinde yakılacak.Roman kültürü ile bütünleşen kakava ateşi için toplanılacak Romanlar gösterileri ile renk katacağı geceye kakava ateşi görkemi ile damgasını vuracak.

 

Baharın müjdecisi kabul edilen hıdralez roman vatandaşlarımızın oluşturduğu grubun katıldığı  ve gelen misafirlerinde bu eğlenceye katıldığı bir kültür aslında

Edirne Belediyesi de hıdıralez çerçevesinde bir çok farklı noktada çeşitli eğlenceler düzenleyecek

 

6 mayıs sabahı edirneye gelen misafirler kendilerini sabahın ilk saatleri ile birlikte Meriç nehirinde dilek tutmak için bulacak.Asıl eğlencenin de adresi asıl burası gökkuşağının yedi rengi romanların elbiseleri ile hayat bulacak.

 

BİR KAPADOKYA MUCİZESİ

BER_6866.JPG

 

Zaman su gibi akıp geçiyor ne yazık ki…Yüksel Yeşil ilk öğretim okulu bende her daim ayrı bir yeri ve önemi olmuştur. En güzel zamanlarımı arkadaşlıklarımı orada kazandım diyebilirim. Üstelik öğretmenlerimiz de şeker gibi insanlardı. İnsan mazinin kıymetini gün geçtikçe daha iyi anlıyor ve özlüyor. Yine uzun bir süreden sonra okulun kapısındayım.Bu sefer Murat bulut hocam nezlinde düzenlenen İç Anadolu-kapadokya-konya gezisine katılacağım.Gerçekten uzun süre sonra okuluma gelip geziye katılmak beni fazlasıyla heyecanlandırmıştı.

 

İç Anadolu-kapadokya-konya gezisine öğrenciler ve velileri katılacaktı.21-24 nisan 2017 tarihlerinde düzenlenecek bu gezide kim bilir bizleri hangi süprizler bekliyordu?

 

İşte bu yazımda sizlere  Yüksel Yeşil ilköğretim okulu  ile gittiğim İç Anadolu gezisini kaleme alacağım.

 

 

BER_6908.JPGGELECEĞİN TEMİNATI GENÇLER ATANIN HUZURUNDA

 

Sabah 08.30 da ankaraya vardık. 09.00 da Anıttepede bulunan ANITKABİRE gittik.23 nisan öncesi gerçekten çok kalabalıktı.Diğer şehirlerden de okullardan da gelenler vardı.Atamızın mozalesini gezdikten sonra anıtkabir müzesini gezdik.Okul gezisi olduğu için bu gezi daha da önemli bir geziydi.Saat 12 gibi ankaradan ayrıldık.

BER_7191.JPG

ANKARADAN KAPADOKYA YA YOLCULUK

 

Yolumuz gerçekten uzundu.Ankara Niğde Nevşehir üzerinden akşamüstü saat 18.30 gibi avanosa ulaştık.Hotele yerleştik.Yemeğimizin ardından türk gecesinin yapılacağı yemeni resturanta geçtik. Gerçekten çok özel bir eğlence bizleri bekliyordu.Ülkemizin yedi farklı bölgesinin mozaği halk oyunları burada sergileniyordu.Önce sema gösterisi ile başlayan gece Trakya kına,ege efeleri,karedeniz içanadolu ve güneydoğu anadoludan sergilenen oyunlar ile Türkiyemin büyük bir mozağini andırıyordu.Gerçekten izlemeye doyamadık.

 

 

 

BER_7159.JPG

BİR MUCİZE KAPADOKYA

 

Kapadokya bölgesi doğa ve tarihin dünyada en güzel bütünleştiği yerdir. Coğrafik olaylar Peribacaları’nı oluştururken tarihi süreçte insanlar da bu peribacalarının içlerine ev kilise oymuş bunları fresklerle süsleyerek binlerce yıllık yaşlı medeniyetlerin izlerini günümüze taşımıştır.

Roma İmparatoru Augustus zamanında Antik Dönem yazarlarından Strabon 17 kitablık ‘Geographika’ adlı kitabında (Anadolu XIIXIIIXIV) Kapadokya Bölgesi’nin sınırlarını güneyde Toros Dağları batıda Aksaray doğuda Malatya ve kuzeyde Doğu Karadeniz kıyılarına kadar uzanan geniş bir bölge olarak belirtir.

Bu günkü Kapadokya Bölgesi Nevşehir Aksaray Niğde Kayseri ve Kırşehir illerinin kapladığı alandır. Daha dar bir alan olan kayalık Kapadokya Bölgesi ise Üçhisar Ürgüp Avanos Göreme Derinkuyu Kaymaklı Ihlara ve çevresinden ibarettir

BER_7230.JPG

GÖREME AÇIK HAVA MÜZESİ

 

Rehberimiz eren hanım eşliğinde ilk durağımız göreme açık hava müzesi burası görülmeye değer doğrusu. Göreme Açıkhava Müzesi, M.S. IV. yüzyıldan XIII. yüzyıla kadar yoğun bir şekilde manastır hayatına ev sahipliği eden bir kaya yerleşim yeri.

Bir vadi oluşturan alanda, kaya blokların içinde kiliseler, şapeller, yemekhaneler ve oturma mekânları oyulmuş.

Göreme Vadisi, manastır eğitim sisteminin başlatıldığı yer olarak kabul ediliyor, aynı eğitim sistemi daha geç tarihlerde Soğanlı, Ihlara, Açıksaray’da da görülmüş.

Kiliselerde Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde kullanılan geometrik süslemeler ortaya çıkarılan ilk boya katmanlarında görülebilirken, daha sonraki tarihlerde yapılan freskler İncil ve Hz. İsa’nın hayatından sahneleri betimliyor.

Göreme Açık Hava Müzesi’nde Kızlar ve Erkekler Manastırı, Aziz Basileus Kilisesi, Elmalı Kilise, Aziz Barbara Kilisesi, Yılanlı Kilise, Karanlık Kilise, Çarıklı Kilise ve Tokalı Kilise gezilebiliyor.

Göreme Açıkhava Müzesi 6 Aralık 1985 tarihinden bu yana doğal ve kültürel varlık olarak UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor. 

 

OTANTİK BİR MEKAN URANOS’TA ÖĞLE YEMEĞİ

 

Artık karnımız acıkmıştı yemek yeme vakti gelmişti ürgüpte otantik bir mekan uranos adlı bir resturantta öğle yemeği yedik.Burası Kapadokya bölgesine gelen misafirlerin uğrak bir noktası Gerçekten menüsü de  çok doyurucu ve uygun (çorba+kurufasulye +testikebabı+pilav+tatlı)şeklinde sunulan menü kanun ve ud eşliğinde gelen misafirlerine sunuluyor

 

Ürgüpte  ÜÇ GÜZELLERİN BÜYÜSÜ

 

Yolumuz Ürgüp e  doğru gidiyor burada ÜÇGÜZELLER in büyüsüne kapılıyoruz Tarihin kalıntıları burada da mevcut. Üç Güzeller, Kapadokyanın iki büyük bir küçük peri bacalarından oluşan bir oluşum  Her yıl milyonlarca turisttin uğrak yeri haline gelmiş ören yerlerinden yalnızca biri  Ziyaret ettiğim bölgede en çok fotoğrafı çektiğim peribacaları olan üç güzeller, Ürgüp karayolu üzerinde, ilçe merkezine beş dakikalık mesafede bulunan seyir tepesinde yer alıyor.

Peribacaları, yumuşak dokulu  bir arazide vadi yamaçlarından inen sel suları ve rüzgârın tüfü aşındırması fakat daha sert tabakaların aşınmadan ayakta kalmasıyla oluşuyor. Altının oyulmasıyla daha sert olan kayanın şapka gibi kaldığı bu yeryüzü şekillerine ise şapkalı peribacası deniyor. Şapkalı peribacalarının gövdeleri koni şeklinde, işte üç güzeller de bu şapkalı oluşumların en güzel örneği.

Farklı türleri bulunan peribacalarından Kapadokya  bölgesinde yer alan tipleri arasında şapkalı, konili, sütunlu, sivri kayalı ve mantar biçimli olanları var. Görüntüsüyle büyüleyen peri bacaları, grimsi-beyaz ile kızıl renkte olabiliyor. Bu doğa harikası oluşumlar AvanosÜrgüp ve Üçhisar üçgeninde, Kayseri’deki Soğanlı Vadisinde ve Nevşehir Çat Kasabası dolaylarında bulunuyor.

 

UCHİSAR-ORTAHİSAR KALELERİNİN ZERAFETİ

 

ÜÇHİSAR KALESİ Kapadokyanın zirvesi konumunda 1950 yıllara kadar insanlar kale içine oyulmuş odalarda hayat sürmüş.Bölgeye hakim noktalarda bulunduğu için stratejik öneme sahip bir yer.Erciyes dağının da izlenebildiği tek nokta konumunda .

Hasan ve Erciyes dağlarının izlenebildiği tek nokta konumundaki nokta olan kale gün batımı ile birlikte ziyaretçi akınına uğrar. Kalenin bulunduğu Uçhisar kasabası da Uçhisar kalesinin eteklerinden itibaren kalenin etrafında kurulmuş. Kalenin etrafındaki manzaraya hakim noktalarda lüks butik oteller bulunuyor. Genellikle tümü harabe haline gelmiş eski evlerin restore edilmesiyle hayata geçiriliyor. Yukarıdaki fotoğrafı daha önceki bir zamanda güvercinlik vadisi tarafından çekmiştim. Bu yazımda asıl amacım kalenin içinin görünümü göstermek olduğu için gün batımına yakın bir zamanda Erdem’le birlikte kaleyi ziyaret ettik. Kale girişinde ücret alınıyor ve kalenin işletmesi Belediye’ye ait olduğu için Müze Kart’da geçerli değil ama kapıda ödenen 3 YTL’ye kesinlikle değiyor.Kaleye girişte böyle bir alandan geçiliyor.

 

Aslında kalenin iç kısımlarında birçok tünel ve oda var ama geziye açık değil. Buradan geçtikten sonra dış bölümden merdivenlerle kalenin zirvesine kadar çıkabiliyorsunuz.

merdivenleri yavaş yavaş tırmandıkça vadilerin olağanüstü görüntüsü kendini göstermeye başlıyor. Günbatımı sırasında güneşin yaydığı gözalıcı renklerle boyanan vadilerin müthiş bir manzarası oluyor ama şansımıza bugün hava bulutlu.Kalenin geziye açık bölümü güzel yapılmış. Zirveye kadar merdivenler var ve hiç bir noktada atlayıp zıplamak gerekmiyor. Aslında yukarı kadar bayağı bir basamak çıkıyorsunuz bu hiç yorucu değil. Müthiş manzara nedeniyle sürekli durakladığınız ve bütün dikkatinizi bu güzelliğe verdiğiniz için bunun hiç farkına varmıyorsunuz.üçhisar Kasabası’nın görüntüsü yukarıdan böyle. Eskiden kale içlerinde ve eteklerinde yaşayanlar erozyon etkisiyle kalede yıkıntılar oluşması nedeniyle sonradan kalenin güneyinde bulunan bu düzlük alana taşınmışlar. Uçhisar Kaleye yakınlığı, bölgenin en güzel vadilerinin bulunması ve çevrede birçok lüks butik otel yapılması nedeniyle özellikle zengin turistler tarafından tercih önemli bir turizm merkezi.

 

BİR YER ALTI ŞEHİRİ:DERİNKUYU

 

Bugün gezimizin 3.günü Hırıstiyanların kendilerini korumak ve yaşamını sağladığı DERİNKUYU ya geldik.Katmanlar halinde bulunan ve 8 kattan oluşan Derinkuyu gerçekten görülmeye değer.Buraya gelmişken tarihinden bahsetmek gerekirse


Kapadokya bölgesinin jeolojik oluşumu sayesinde inşa edilmiş sekiz katlı Derinkuyu Yeraltı Şehri, büyük bir topluluğu içinde barındıracak ve ihtiyaçlarını karşılayacak mekânlardan oluşuyor. Bölgede bulunan bir diğer örnek olan Kaymaklı Yeraltı Şehri’nden farklı olarak Derinkuyu’da bir misyonerler okulu, günah çıkartma yeri, vaftiz havuzu ve ilgi çekici bir kuyu da bulunuyor.

Derinkuyu’nun ilk yerlileri Asur kolonilerine kadar uzanıyor. II. yüzyılda Roma İmparatorluğu’nun zulmünden kaçan ilk Hıristiyanlar Antakya ve Kayseri üzerinden Kapadokya’ya gelerek buraya yerleşmişler. Bölgedeki yeraltı şehirlerini kuran ilk Hıristiyanlar, girişleri kolayca fark edilemeyecek şekilde yapılmış bu şehirlerde saklanarak Romalı askerlerin zulmünden kurtulabilmişler. Yeraltı şehirlerinde uzun süre dışarı çıkmadan yaşamak zorunda kalabilecekleri için erzak depoları, havalandırma bacaları, şarap imalathaneleri, kiliseler, manastırlar, su kuyuları, tuvaletler ve toplantı odaları yaparak alanlarını genişletmişler. Birbirine bağlı odalardan oluşan bu şehirlerde bazı odalar ancak bir insanın geçebileceği kadar dar tünellerle birbirine bağlanıyor. Tünellerin giriş çıkışlarında güvenlik nedeniyle tüneli kapatmak için kullanılan büyük taş silindirler var.

 

AKSARAY DAN IHLARA VADİSİNE BİR KEŞİF

 

Melendiz çayının aşındırılmasıyla oluşan 150 m. Uzunluğunda uzun bir kanyona gelmiş bulunmaktayız.Merdivenler dik olduğu için inmek biraz zor o yüzden aracımızla panoromik bir gezi ardından vadiye varıyoruz.Fotoğraf molamız yarım saat o yüzden çok fazla zaman kaybetmeden önce çaylarımızı yudumluyoruz daha sonra çekimlere başlıyorum. Kadrajımda koca bir vadi ve melendiz çayı gelinmesi görünmesi gereken bir yer.

 

İSTİKAMET KONYA

Artık Konya ya gitme vakti .2 saatlik bir yolculuğun ardından Türkiyenin yüzölçümü olarak en büyük iline gelmiş bulunmaktayız.Kadrajımıza Mevlana müzesi takılmış durumda görkemi gerçekten şahane .Buraya ilk kez gelmiyorum aslında o yüzden yabancılıkta çekmiyorum daha önce aralık ayında yapılan Şeb-i Aruz törenleri içinde gelmiştim gerçekten Konya görmeyeli baya gelişmiş.Biraz gezdikten sonra  Mevlana müzesi ve camiinin gölgesinde bir resturanta oturup Bamya çorbası ve etli ekmeğimizi yiyoruz. Daha sonra akşehire haraket ediyoruz

 

NASRETTİN HOCA DİYARI AKŞEHİR

 

Son durağımız Konya ya 150 km uzaklıktaki Nasrettin Hoca Diyarı Akşehir Gezimizi sonlandırırken Akşehir merkezde bulunan Nasrettin hoca mezarını ziyaret ederek sonlandırıyoruz.Akşehir demişken Nasrettin hocadan da bahsedelim

 

Nasrettin Hoca, 1200’lü yıllarda Konya yakınlarındaki Akşehir’de yaşadığına inanılan mizahi bir figürdür. Komik hikayeleri, anektodları, özlü sözleri ve fıkralarıyla hatırlanan Nasreddin Hoca aynı zamanda felsefi kişiliği de olan bir bilgedir.

Osmanlı’nın hakim olduğu coğrafyanın büyük kısmında bilinen Nasrettin Hoca, bir çok ulus tarafından da sahiplenilmektedir.

Her sene 5-10 Temmuz tarihlerinde Akşehir’de Nasrettin Hoca adına bir festival düzenlenir.

Eskişehir Sivrihisar’da doğduğu, daha sonra Akşehir’e yerleştiği rivayet edilir. 1275-76 veya 1285-86 yılları civarında Akşehir’de vefat ettiği, kabri olduğu tahmin edilen ve daha sonra da kabir olarak düzenlenmiş mezarı da burada bulunmaktadır.

Afgan’lardan İranlılar’a, Özbek’lerden Araplar’a kadar pek çok halk tarafından sahiplenilen Nasrettin Hoca, Hoca, Molla, Hacı, Efendi gibi lakaplarla anılır.

Orta Asya’da Efendi lakabıyla bilinen Nasrettin Hoca’nın Özbek, Azeri veya Uygur kökenli olduğu düşünülmektedir.

Evrensel ve zaman tanımaz fıkra ve hikayeleriyle Nasrettin hoca insan ilişkilerine yaptığı mizahi vurgularla yalnızca Türk değil dünya edebiyat tarihinin önemli bir figürü olup 1996-1997 yılları UNESCO tarafından Uluslararası Nasretti Hoca yılı ilan edilmiştir.