Genel

BİR KAPADOKYA MUCİZESİ

BER_6866.JPG

 

Zaman su gibi akıp geçiyor ne yazık ki…Yüksel Yeşil ilk öğretim okulu bende her daim ayrı bir yeri ve önemi olmuştur. En güzel zamanlarımı arkadaşlıklarımı orada kazandım diyebilirim. Üstelik öğretmenlerimiz de şeker gibi insanlardı. İnsan mazinin kıymetini gün geçtikçe daha iyi anlıyor ve özlüyor. Yine uzun bir süreden sonra okulun kapısındayım.Bu sefer Murat bulut hocam nezlinde düzenlenen İç Anadolu-kapadokya-konya gezisine katılacağım.Gerçekten uzun süre sonra okuluma gelip geziye katılmak beni fazlasıyla heyecanlandırmıştı.

 

İç Anadolu-kapadokya-konya gezisine öğrenciler ve velileri katılacaktı.21-24 nisan 2017 tarihlerinde düzenlenecek bu gezide kim bilir bizleri hangi süprizler bekliyordu?

 

İşte bu yazımda sizlere  Yüksel Yeşil ilköğretim okulu  ile gittiğim İç Anadolu gezisini kaleme alacağım.

 

 

BER_6908.JPGGELECEĞİN TEMİNATI GENÇLER ATANIN HUZURUNDA

 

Sabah 08.30 da ankaraya vardık. 09.00 da Anıttepede bulunan ANITKABİRE gittik.23 nisan öncesi gerçekten çok kalabalıktı.Diğer şehirlerden de okullardan da gelenler vardı.Atamızın mozalesini gezdikten sonra anıtkabir müzesini gezdik.Okul gezisi olduğu için bu gezi daha da önemli bir geziydi.Saat 12 gibi ankaradan ayrıldık.

BER_7191.JPG

ANKARADAN KAPADOKYA YA YOLCULUK

 

Yolumuz gerçekten uzundu.Ankara Niğde Nevşehir üzerinden akşamüstü saat 18.30 gibi avanosa ulaştık.Hotele yerleştik.Yemeğimizin ardından türk gecesinin yapılacağı yemeni resturanta geçtik. Gerçekten çok özel bir eğlence bizleri bekliyordu.Ülkemizin yedi farklı bölgesinin mozaği halk oyunları burada sergileniyordu.Önce sema gösterisi ile başlayan gece Trakya kına,ege efeleri,karedeniz içanadolu ve güneydoğu anadoludan sergilenen oyunlar ile Türkiyemin büyük bir mozağini andırıyordu.Gerçekten izlemeye doyamadık.

 

 

 

BER_7159.JPG

BİR MUCİZE KAPADOKYA

 

Kapadokya bölgesi doğa ve tarihin dünyada en güzel bütünleştiği yerdir. Coğrafik olaylar Peribacaları’nı oluştururken tarihi süreçte insanlar da bu peribacalarının içlerine ev kilise oymuş bunları fresklerle süsleyerek binlerce yıllık yaşlı medeniyetlerin izlerini günümüze taşımıştır.

Roma İmparatoru Augustus zamanında Antik Dönem yazarlarından Strabon 17 kitablık ‘Geographika’ adlı kitabında (Anadolu XIIXIIIXIV) Kapadokya Bölgesi’nin sınırlarını güneyde Toros Dağları batıda Aksaray doğuda Malatya ve kuzeyde Doğu Karadeniz kıyılarına kadar uzanan geniş bir bölge olarak belirtir.

Bu günkü Kapadokya Bölgesi Nevşehir Aksaray Niğde Kayseri ve Kırşehir illerinin kapladığı alandır. Daha dar bir alan olan kayalık Kapadokya Bölgesi ise Üçhisar Ürgüp Avanos Göreme Derinkuyu Kaymaklı Ihlara ve çevresinden ibarettir

BER_7230.JPG

GÖREME AÇIK HAVA MÜZESİ

 

Rehberimiz eren hanım eşliğinde ilk durağımız göreme açık hava müzesi burası görülmeye değer doğrusu. Göreme Açıkhava Müzesi, M.S. IV. yüzyıldan XIII. yüzyıla kadar yoğun bir şekilde manastır hayatına ev sahipliği eden bir kaya yerleşim yeri.

Bir vadi oluşturan alanda, kaya blokların içinde kiliseler, şapeller, yemekhaneler ve oturma mekânları oyulmuş.

Göreme Vadisi, manastır eğitim sisteminin başlatıldığı yer olarak kabul ediliyor, aynı eğitim sistemi daha geç tarihlerde Soğanlı, Ihlara, Açıksaray’da da görülmüş.

Kiliselerde Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde kullanılan geometrik süslemeler ortaya çıkarılan ilk boya katmanlarında görülebilirken, daha sonraki tarihlerde yapılan freskler İncil ve Hz. İsa’nın hayatından sahneleri betimliyor.

Göreme Açık Hava Müzesi’nde Kızlar ve Erkekler Manastırı, Aziz Basileus Kilisesi, Elmalı Kilise, Aziz Barbara Kilisesi, Yılanlı Kilise, Karanlık Kilise, Çarıklı Kilise ve Tokalı Kilise gezilebiliyor.

Göreme Açıkhava Müzesi 6 Aralık 1985 tarihinden bu yana doğal ve kültürel varlık olarak UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor. 

 

OTANTİK BİR MEKAN URANOS’TA ÖĞLE YEMEĞİ

 

Artık karnımız acıkmıştı yemek yeme vakti gelmişti ürgüpte otantik bir mekan uranos adlı bir resturantta öğle yemeği yedik.Burası Kapadokya bölgesine gelen misafirlerin uğrak bir noktası Gerçekten menüsü de  çok doyurucu ve uygun (çorba+kurufasulye +testikebabı+pilav+tatlı)şeklinde sunulan menü kanun ve ud eşliğinde gelen misafirlerine sunuluyor

 

Ürgüpte  ÜÇ GÜZELLERİN BÜYÜSÜ

 

Yolumuz Ürgüp e  doğru gidiyor burada ÜÇGÜZELLER in büyüsüne kapılıyoruz Tarihin kalıntıları burada da mevcut. Üç Güzeller, Kapadokyanın iki büyük bir küçük peri bacalarından oluşan bir oluşum  Her yıl milyonlarca turisttin uğrak yeri haline gelmiş ören yerlerinden yalnızca biri  Ziyaret ettiğim bölgede en çok fotoğrafı çektiğim peribacaları olan üç güzeller, Ürgüp karayolu üzerinde, ilçe merkezine beş dakikalık mesafede bulunan seyir tepesinde yer alıyor.

Peribacaları, yumuşak dokulu  bir arazide vadi yamaçlarından inen sel suları ve rüzgârın tüfü aşındırması fakat daha sert tabakaların aşınmadan ayakta kalmasıyla oluşuyor. Altının oyulmasıyla daha sert olan kayanın şapka gibi kaldığı bu yeryüzü şekillerine ise şapkalı peribacası deniyor. Şapkalı peribacalarının gövdeleri koni şeklinde, işte üç güzeller de bu şapkalı oluşumların en güzel örneği.

Farklı türleri bulunan peribacalarından Kapadokya  bölgesinde yer alan tipleri arasında şapkalı, konili, sütunlu, sivri kayalı ve mantar biçimli olanları var. Görüntüsüyle büyüleyen peri bacaları, grimsi-beyaz ile kızıl renkte olabiliyor. Bu doğa harikası oluşumlar AvanosÜrgüp ve Üçhisar üçgeninde, Kayseri’deki Soğanlı Vadisinde ve Nevşehir Çat Kasabası dolaylarında bulunuyor.

 

UCHİSAR-ORTAHİSAR KALELERİNİN ZERAFETİ

 

ÜÇHİSAR KALESİ Kapadokyanın zirvesi konumunda 1950 yıllara kadar insanlar kale içine oyulmuş odalarda hayat sürmüş.Bölgeye hakim noktalarda bulunduğu için stratejik öneme sahip bir yer.Erciyes dağının da izlenebildiği tek nokta konumunda .

Hasan ve Erciyes dağlarının izlenebildiği tek nokta konumundaki nokta olan kale gün batımı ile birlikte ziyaretçi akınına uğrar. Kalenin bulunduğu Uçhisar kasabası da Uçhisar kalesinin eteklerinden itibaren kalenin etrafında kurulmuş. Kalenin etrafındaki manzaraya hakim noktalarda lüks butik oteller bulunuyor. Genellikle tümü harabe haline gelmiş eski evlerin restore edilmesiyle hayata geçiriliyor. Yukarıdaki fotoğrafı daha önceki bir zamanda güvercinlik vadisi tarafından çekmiştim. Bu yazımda asıl amacım kalenin içinin görünümü göstermek olduğu için gün batımına yakın bir zamanda Erdem’le birlikte kaleyi ziyaret ettik. Kale girişinde ücret alınıyor ve kalenin işletmesi Belediye’ye ait olduğu için Müze Kart’da geçerli değil ama kapıda ödenen 3 YTL’ye kesinlikle değiyor.Kaleye girişte böyle bir alandan geçiliyor.

 

Aslında kalenin iç kısımlarında birçok tünel ve oda var ama geziye açık değil. Buradan geçtikten sonra dış bölümden merdivenlerle kalenin zirvesine kadar çıkabiliyorsunuz.

merdivenleri yavaş yavaş tırmandıkça vadilerin olağanüstü görüntüsü kendini göstermeye başlıyor. Günbatımı sırasında güneşin yaydığı gözalıcı renklerle boyanan vadilerin müthiş bir manzarası oluyor ama şansımıza bugün hava bulutlu.Kalenin geziye açık bölümü güzel yapılmış. Zirveye kadar merdivenler var ve hiç bir noktada atlayıp zıplamak gerekmiyor. Aslında yukarı kadar bayağı bir basamak çıkıyorsunuz bu hiç yorucu değil. Müthiş manzara nedeniyle sürekli durakladığınız ve bütün dikkatinizi bu güzelliğe verdiğiniz için bunun hiç farkına varmıyorsunuz.üçhisar Kasabası’nın görüntüsü yukarıdan böyle. Eskiden kale içlerinde ve eteklerinde yaşayanlar erozyon etkisiyle kalede yıkıntılar oluşması nedeniyle sonradan kalenin güneyinde bulunan bu düzlük alana taşınmışlar. Uçhisar Kaleye yakınlığı, bölgenin en güzel vadilerinin bulunması ve çevrede birçok lüks butik otel yapılması nedeniyle özellikle zengin turistler tarafından tercih önemli bir turizm merkezi.

 

BİR YER ALTI ŞEHİRİ:DERİNKUYU

 

Bugün gezimizin 3.günü Hırıstiyanların kendilerini korumak ve yaşamını sağladığı DERİNKUYU ya geldik.Katmanlar halinde bulunan ve 8 kattan oluşan Derinkuyu gerçekten görülmeye değer.Buraya gelmişken tarihinden bahsetmek gerekirse


Kapadokya bölgesinin jeolojik oluşumu sayesinde inşa edilmiş sekiz katlı Derinkuyu Yeraltı Şehri, büyük bir topluluğu içinde barındıracak ve ihtiyaçlarını karşılayacak mekânlardan oluşuyor. Bölgede bulunan bir diğer örnek olan Kaymaklı Yeraltı Şehri’nden farklı olarak Derinkuyu’da bir misyonerler okulu, günah çıkartma yeri, vaftiz havuzu ve ilgi çekici bir kuyu da bulunuyor.

Derinkuyu’nun ilk yerlileri Asur kolonilerine kadar uzanıyor. II. yüzyılda Roma İmparatorluğu’nun zulmünden kaçan ilk Hıristiyanlar Antakya ve Kayseri üzerinden Kapadokya’ya gelerek buraya yerleşmişler. Bölgedeki yeraltı şehirlerini kuran ilk Hıristiyanlar, girişleri kolayca fark edilemeyecek şekilde yapılmış bu şehirlerde saklanarak Romalı askerlerin zulmünden kurtulabilmişler. Yeraltı şehirlerinde uzun süre dışarı çıkmadan yaşamak zorunda kalabilecekleri için erzak depoları, havalandırma bacaları, şarap imalathaneleri, kiliseler, manastırlar, su kuyuları, tuvaletler ve toplantı odaları yaparak alanlarını genişletmişler. Birbirine bağlı odalardan oluşan bu şehirlerde bazı odalar ancak bir insanın geçebileceği kadar dar tünellerle birbirine bağlanıyor. Tünellerin giriş çıkışlarında güvenlik nedeniyle tüneli kapatmak için kullanılan büyük taş silindirler var.

 

AKSARAY DAN IHLARA VADİSİNE BİR KEŞİF

 

Melendiz çayının aşındırılmasıyla oluşan 150 m. Uzunluğunda uzun bir kanyona gelmiş bulunmaktayız.Merdivenler dik olduğu için inmek biraz zor o yüzden aracımızla panoromik bir gezi ardından vadiye varıyoruz.Fotoğraf molamız yarım saat o yüzden çok fazla zaman kaybetmeden önce çaylarımızı yudumluyoruz daha sonra çekimlere başlıyorum. Kadrajımda koca bir vadi ve melendiz çayı gelinmesi görünmesi gereken bir yer.

 

İSTİKAMET KONYA

Artık Konya ya gitme vakti .2 saatlik bir yolculuğun ardından Türkiyenin yüzölçümü olarak en büyük iline gelmiş bulunmaktayız.Kadrajımıza Mevlana müzesi takılmış durumda görkemi gerçekten şahane .Buraya ilk kez gelmiyorum aslında o yüzden yabancılıkta çekmiyorum daha önce aralık ayında yapılan Şeb-i Aruz törenleri içinde gelmiştim gerçekten Konya görmeyeli baya gelişmiş.Biraz gezdikten sonra  Mevlana müzesi ve camiinin gölgesinde bir resturanta oturup Bamya çorbası ve etli ekmeğimizi yiyoruz. Daha sonra akşehire haraket ediyoruz

 

NASRETTİN HOCA DİYARI AKŞEHİR

 

Son durağımız Konya ya 150 km uzaklıktaki Nasrettin Hoca Diyarı Akşehir Gezimizi sonlandırırken Akşehir merkezde bulunan Nasrettin hoca mezarını ziyaret ederek sonlandırıyoruz.Akşehir demişken Nasrettin hocadan da bahsedelim

 

Nasrettin Hoca, 1200’lü yıllarda Konya yakınlarındaki Akşehir’de yaşadığına inanılan mizahi bir figürdür. Komik hikayeleri, anektodları, özlü sözleri ve fıkralarıyla hatırlanan Nasreddin Hoca aynı zamanda felsefi kişiliği de olan bir bilgedir.

Osmanlı’nın hakim olduğu coğrafyanın büyük kısmında bilinen Nasrettin Hoca, bir çok ulus tarafından da sahiplenilmektedir.

Her sene 5-10 Temmuz tarihlerinde Akşehir’de Nasrettin Hoca adına bir festival düzenlenir.

Eskişehir Sivrihisar’da doğduğu, daha sonra Akşehir’e yerleştiği rivayet edilir. 1275-76 veya 1285-86 yılları civarında Akşehir’de vefat ettiği, kabri olduğu tahmin edilen ve daha sonra da kabir olarak düzenlenmiş mezarı da burada bulunmaktadır.

Afgan’lardan İranlılar’a, Özbek’lerden Araplar’a kadar pek çok halk tarafından sahiplenilen Nasrettin Hoca, Hoca, Molla, Hacı, Efendi gibi lakaplarla anılır.

Orta Asya’da Efendi lakabıyla bilinen Nasrettin Hoca’nın Özbek, Azeri veya Uygur kökenli olduğu düşünülmektedir.

Evrensel ve zaman tanımaz fıkra ve hikayeleriyle Nasrettin hoca insan ilişkilerine yaptığı mizahi vurgularla yalnızca Türk değil dünya edebiyat tarihinin önemli bir figürü olup 1996-1997 yılları UNESCO tarafından Uluslararası Nasretti Hoca yılı ilan edilmiştir.

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s